 |
TAKVİM |
 |
 |
| « Eylül 2010 » |
|---|
| Pt | Sa | Çr | Pr | Cu | Ct | Pz |
|---|
| | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | | 27 | 28 | 29 | 30 | |
|
 |
 |
 |
 |
Portal Destek
Kullanım Konusunda Karşılaştığınız Sorunları
Operatör Cevaplıyor...
|
 |
 |
Rehberlik |
--- |
 |
 |
Yılmaz Özkaya IŞIL UFUK ZÜLAL SINAV KAYGISI VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI
Kaygı, insanın varoluşundaki en temel duygulardan biri olup, insanın bedensel, ruhsal varlığını tehlikede görmesi sonucunda yaşanan tedirginlik olarak tanımlanabilir.
Sınav kaygısı; sınavlarda veya diğer değerlendirmeye yönelik durumlarda fizyolojik, davranışsal ve bilişsel öğelere sahip, hoşlanılmayan yoğun bir gerginlik durumudur.
Yüksek sınav kaygısı olan öğrencilerin verimsiz ders çalışma alışkanlıklarına sahip olduğu bilinmektedir. Bu durum kaygılı bireyleri öğrenme süreçlerinde başarısızlığa itmektedir. Sınav kaygısı yetersiz ders çalışma becerilerine, aşırı fizyolojik tepkilere ve sınavla ilgili olmayan zihinsel etkinlikleri kapsamaktadır.
Kaygısı yüksek olan bireyler yalnızca sınavlarda değil grup içinde konuşma, sorulara cevap verme, tartışmalara katılma, yüksek sesle okuma gibi etkinliklerde de korkulu, sinirli, gergin ve heyecanlı olurlar. Bireylerin kendilerine dönük bu olumsuz düşünceleri dikkatlerinin kolayca dağılmasına neden olur. Sınav sorularını okuma ve doğru cevaplama konuşurken düşüncelerini organize etme, doğru sözcükleri seçme ve düzgün ifade etme gibi davranışlarda da başarısız olurlar.
Sınav kaygısının iki boyutu vardır: 1. Kuruntu Boyutu: Sınav kaygısının bilişsel yönüdür. Başarısızlığın sonuçlarını düşünmek, başarmak için yeteneği hakkında kuşkuya düşmek gibi içsel konuşmaları içerir. Örneğin “Eyvah, mahvoldum!” “Başarılı olamazsam ailemin, öğretmenimin, arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım?” gibi içsel konuşmalardır.
2. Duyuşsallık Boyutu: Sınav esnasında bedende ortaya çıkan fizyolojik reaksiyonlardır. Kan basıncı, kalp atışı, tükrük salgısında artma, terleme, üşüme, kızarma, sararma, mide bulantısı, solunum hızlanması, ağız kuruluğu, titreme, sinirlilik ve gerginlik gibi bedensel yaşantılar örnek verilebilir.
Kuruntu ve duyuşsallıkla ilgili bulgular, sınav anında zihni sürekli meşgul etmekte. O anda gerekli olan hatırlama, bilgiyi organize etme gibi işlemleri karışmakta ve performansı engelleyerek başarının düşmesine yol açmaktadır.
Kaygıyı Azaltma ve Sınavlarda Başarılı Olmak İçin İpuçları · Sınav kaygısı oluşturmamak için her şeyden önce konuları sık sık tekrar etmek ve programlı ders çalışarak bilgileri hafızaya yerleştirmek gerekir.
· Zihninizin endişe ve kuruntularla dağılmamasına, çalıştığınız malzemeye bağlı kalmasına gayret edin.
· Eğer endişe ve kuruntulardan kurtulamazsanız, kısa bir yürüyüş ve nefes egzersizi yapın. (NOT: Nefesinizi derin bir şekilde burnunuzdan alın bir süre tutun yavaşça ağızdan verin. Buna diyafram nefesi denir.)
· Günde 40-50 kez diyafram nefesi almayı alışkanlık haline getirmek kaygı düzeyini düşürür.
· Günde 10-20 dk. Fiziksel egzersiz yapmak sınava hazırlanan bir gencin öğrenme etkinliğini artırarak kaygıyı azaltır.
· Sınavdan önceki gün uyanık olmak için çay, kahve ve ilaç kullanmayın.
· Geçmiş başarısızlıklarınızı değil başarılarınızı düşünün.
· Büyük sınavlardan önce son gününüzü sakin bir ortamda ve sınav dışı konuşları konuşarak geçirin.
· Son dakikaya kadar tekrar yapabilirsiniz ancak son anda yeni bilgiler öğrenmeye çalışmayın.
· Sınava gireceğiniz binayı ve salonu mutlaka önceden görün.
· Sınav sonunda kağıdınızı mutlaka gözden geçirin. Ad, soyad, kitapçık türü gibi bilgileri yazıp yazmadığınızı kontrol edin.
· Bilgisayarla değerlendirilen sınav kağıtlarında işaretlemelerde kayma olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Okul sınavlarında ise cümle düşüklüğü, ifade bozukluğu ve noktalama işaretlerini düzletin.
· Bir soruda belirli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsanız soruyu bırakın.
· Gireceğiniz sınavı önceden tanımak için mutlaka denemesini yapın.
· ÖSS’yi ölüm kalım savaşı haline getirmeyin. Bu sınavda başarılı olmanızın tek amacınız olmadığını kendinize kabul ettirin.
· Sınavda başarılı olamadığınız takdirde yönelebileceğiniz ikinci bir amacınızı önceden belirleseniz, başarısız olsanız bile ikinci amaca yönelme düşüncesi gayretiniz ve çalışma isteğinizi artırarak sınav heyecanınızı yenmenizi sağlayacaktır.
· Sınav; ilgi, yetenek ve çalışma alışkanlıklarıyla kazanmış olduğunuz “bilgilerin” değerlendirilmesidir. Sınav kişiliğinizin değerlendirilmesi değildir.
· Sınavda başarılı olursam bu sınav için gerekli olan bilgileri iyi öğrendiğimi, başarısız olursam iyi öğrenemediğimi gösterir düşüncesiyle sınava girin.
· Sınavı kazanmak için “mutlaka başarmalıyım, sınavı kazanmalıyım” yerine “sınavı kazanmak istiyorum, mutlaka başaracağım” şeklinde düşünün.
Yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerin gireceğiniz bütün sınavlarda başarılı olmanızı dilerim. ERGENLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK
Ergenlik dönemindeki birey, hem bedensel, hem de ruhsal olarak değişime ve dönüşüme uğrar. Ergenlik çocukluktan erişkinliğe geçişin olduğu bir dönemdir. Ergenler, tıpkı yaşamın ilk döneminde yaşama alışmaya çalışan yeni doğan bebekler gibi kırılgan ve dayanıksızdır. Aileyle iletişim, ergenlik dönemindeki bir genç için her zamankinden daha önemlidir. Anne babası tarafından eleştirilmeden, yargılanmadan, sorgulanmadan dinlenen genç, karşılaştığı güçlükleri aşmada zorlanmayacaktır. Ayrıca sorunlarını anne babasıyla paylaşmaktan kaçınmayacaktır. Ergenle iletişim kurmak sabır ister. Sorunlarla ve yakınmalarla işe başlamak çözümü güçleştirir. Onun ilgi alanları, bireysel ve toplumsal etkinlikleri ve kısaca günlük yaşamın ayrıntıları ile yola çıkmak daha akılcı olur.
Ergen başkalarının yanında uyarılmaktan, öğüt almaktan hoşlanmaz, şiddetle karşı çıkar. Bu tür davranışları ve yaklaşımları kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak algılar, yetişkine düşmanlık duyguları beslemesine neden olur. Ergen, yeni ve değişik bir ilişkiye her zaman açıktır. Eğer çocuğunuzla ilişkilerinizi yetersiz buluyorsanız, şimdiye kadar sürdürdüğünüz ilişki biçimini gözden geçiriniz. Hepimiz anlaşılmak ve önemsenmek için yaşarız. Elbette anlaşılmak ve önemsenmek ergen için de çok önemlidir. Ailesiyle kurduğu iletişimlerinde ve ilişkilerinde bu iki önemli ihtiyacının karşılanmasını bekler. Bunları bulamadığında da iletişimi ve ilişkiyi daha fazla sürdürmenin anlamı olmadığını düşünür ve içine kapanır. Ergen için “sır” önemlidir. Eğer çocuğunuz sizinle küçücük bir sırrını paylaşıyorsa siz de bu sırrı kimseyle paylaşmayın. Çocuğunuzu yargılamayın ve eleştirmeyin.
Tekrar denemesi ve daha iyi hazırlanması için teşvik edin. Çocuğunuzun belli aşamalardan geçerek sınav dönemlerinde sınav kaygısı yaşamasını istemiyorsanız; Onun stres faktörlerini hesaba katın ve psikolojik durumuna dikkat edin. Kendini tanıması ve yeteneklerini geliştirmesi için uygun fırsatlar tanıyın. Tutum ve davranışlarınızla sınav konusunda onu paniğe sokmayın. Ders çalışırken belli aralarda dinlenmesini sağlayın. Ders çalışma zamanları dışında kendisine zaman ayırması konusunda teşviklerde bulunun. Derslerine engel olabilecek isteklerini uygun bir şekilde kırıcı olmadan sınırlayın. Başarısını diğer kişilerle kıyaslamayın. Her zaman onun yanında olduğunuzu çocuğunuza hissettirin.
ÇOCUĞUN BAŞARISINDA AİLEYE DÜŞEN SORUMLULUKLAR
1-Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurun: Çocuğunuzla olan iletişiminizde rahat olun, çocuğunuzun duygularını, düşüncelerini anlamaya çalışın, onu dinleyin. Çocuğunuza farklı alternatifler sunmaya çalışın. Çocuğunuzu teşvik edin fakat teşvik ederken yapıcı olun.
2-Çocuğunuzu her yönüyle tanıyın: Çünkü çocuğun ilgi, yetenek ve becerilerini kapasitesi oranında gerçekçi bir şekilde değerlendirilme zorunluluğu olduğu için ailenin yapması gereken çocuğun ilgilerini, yeteneklerini, bireysel ve kişilik özelliklerini bilmelidir. Bunu yapmak için de ailenin çocuğuyla ilgili olarak sürekli bir gözlem yapması ve çocuğun öğretmenleriyle işbirliği ve diyaloga girmesi gerekmektedir.
3-Olumsuz etiketlemeler kullanmayın: Ailenin küçük yaşlardan itibaren, çocuklarından yüksek başarı beklentisi ve bu beklentiyi karşılamak için de çocuğun eleştirilmesi, dayakla veya cezayla ders çalışmaya zorlanması, onları olumsuz bazı sıfatlarla yargılaması (tembel, haylaz, sorumsuz, geri zekâlı vb.), çocuğun kendine olan güveninin azalmasına, düşük benlik saygısı geliştirmesine ve bu durum da çocuğunuzda kaygıya, başarısının düşmesine neden olur.
4-Çocuğunuza karşı esnek olun ve duygusal açıdan katı davranmayın: Çocuğun gelecek ve üniversite hakkındaki fikirlerine hoşgörü ile yaklaşılmalı, onun vereceği kararlar mantık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeli ve bu kararlara duygusal açıdan yaklaşılmamalıdır.
5-Çocuğunuzun ders çalışma konusunda ona baskıcı bir tutumla yaklaşmayın: Çocuğun ders çalışma yöntemine müdahale edilmemeli, bu konuda gereksiz tartışmalara girilmemeli, kendisine hissettirilmeden sistemli ve düzenli çalışması konusunda kontrol sağlanmalıdır
.6-Aile ortamı çocuğunuzun başarılı olmasında önemli olan etkenlerden birisidir: Çocuğunuzun zihinsel olarak dikkatini derse verebilmesi için; anne-baba arasında doğabilecek tartışmalar çocuğa hissettirilmemelidir. Aksi halde çocuğunuz, böyle bir sorunla karşılaştığı zaman bunalıma girebilir ve çocuğunuzun başarısı olumsuz yönde etkilenebilir
7-Kendi amaçlarınızla çocuğunuzun amaçlarını birbirine karıştırmayın: Geçliğinde anne-babanın yapmak isteyip de yapamadığı, ulaşmak isteyip de ulaşamadığı hedeflerini; çocuktan istemesi ve bu konuda doyuma ulaşmaya çalışması, çocuğun içsel dünyasında çatışmaya neden olabilir ve başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Anne-babaya düşen görev çocuğunuzun tercihlerinde çocuğunuzun beklentilerini dikkate almak ve tercihlerini desteklemektir.
8-Çocuğunuzun çalışabilmesi için uygun ortam hazırlayın: Burada ailenin yapması gereken; çocuğun ders çalıştığı ortamı olanaklar dahilinde ışıklandırmak, havalandırmak, anlık doğabilecek ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde düzenlenmelidir.
9-Motivasyon başarı üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir: Bu durumda anne-babanın yapması gereken; çocuğuna kendisi için bir takım hedefler belirlemesini sağlamalıdır. Çocuk bu hedeflerine ulaştıkça aile onu ödüllendirmeye çalışarak, çalışmasını pekiştirmelidir. İstekli olduğu ve çalıştığı sürece başarılı olabileceğini belirtin. Ona güvendiğinizi hem sözlerinizle hem de davranışlarınızla, jest ve mimiklerinizle belli ettirmeye çalışın. Çocuğunuzu başarılarından dolayı takdir edin ve övün. Vereceğiniz ödüller; sevginin gösterilmesi, övgü sözleri, göz teması, nadiren maddi hediyeler, özel bir yemek veya etkinlik vb. olabilir.
10-Çocuğunuzun var olan kapasitesinin üzerinde başarı beklemeyin: Aileler çocuğun ilgilerini, yeteneklerini ve bireysel özelliklerini dikkate alarak, bu konuda gerekli önderliği yapmalı, hedeflerine ulaşmasında ailenin kendi üzerine düşen görevleri, imkânları ölçüsünde yerine getirmelidir.
11-Çocuğunuzu kendi yeteneklerine uygun, gelecekte onu mutlu edecek bölümleri seçmesine yardımcı olun: Onun sınırlarını zorlayacağı, başarılı olamayacağı meslekleri tercih etmesi yönünde zorlamayınız. İnsanların ilgi ve becerilerinin farklı olduğunu unutmayınız. Burada ailenin yapması gereken davranış; Çocuğunun seçeceği bölüm ve meslek tercihine saygı göstermeli, çocuğunun ilgi duyduğu ve yetenekli olduğu alanlarda başarıyı yakalamasının yüksek bir olasılık olduğunu göz ardı etmemelidir. Aile çocuğunun aldığı karara saygı duymalı. Çünkü aldığı bu karar ileriki yaşamında seçtiği meslekte daha başarılı ve verimli olabilmesine olanak sağlayabilir. |
 |
 |
|
 |
 |
(Oy Sayısı: 1) |
|
 |
 |
Değerli Ziyaretçimiz, Sitemize Kayıtsız Kullanıcı olarak giriş yaptınız. Sizi Sitemize KAYIT OLmaya davet ediyoruz. Kayıt işlemi tamamen ÜCRETSİZdir. Sitemize kayıt olduğunuzda, Kayıtsız Kullanıcıların erişiminin engellendiği alanlara Tam Erişim iznine ve Kayıtlı Kullanıcılara özel birçok ayrıcalığa sahip olacaksınız.
Benzer Haberler:
{related-news}
|
 |
|